Pazar sabahı kuşlardan, böceklerden bahsedeceğim bir yazıyla başlamak isterdim belki, ama bugün o çıkmayacak. Bugün hava puslu, denizin üstünü katmer bir sis sarmış ve ben dün gece bir vampirin aşkını seyrederek uyudum. Bugün daha çok ‘’Duyun beni, duyar mısınız?’’ hissindeyim sanırım.
Yaşadığımız dünya sistemsel olarak dualiteye göre var olmakta.
Bu ne demek?
Bu şu demek; karşıtlıkların dünyasında yaşıyoruz, zıtlıkların. Ve her kavramın kendisinin tam karşıtını doğurduğu, böylece var olabildiği bir gerçekliğin tam ortasındayız.
Daha da mı karıştırdım demek istediklerimi?
Peki, o zaman şöyle toparlayayım; sanırım hepiniz ying-yang çizimini görmüşsünüzdür. Koca bir yuvarlak, yarısı beyaz, yarısı siyah ve siyah parçanın içinde biraz beyaz, beyaz parçanın içinde biraz siyah.
İşte dualite sistemi de tam bu demek. Bu algının içinde var olduğunuz sürece her zaman inandığınız şeyin bir karşıtı olacak demek ve bu iki inanışın uygulayıcılarının sayısı dünyasal denge yüzünden neredeyse hep aynı olacak demek.
Krizde iş bulmak zor diye düşünüyorsanız evet, kesinlikle krizde iş bulmanın zor olduğu yerdesinizdir ve bu kesinlikle doğrudur. Ama bunun tam karşıtı olmalı. Krizde kolay iş bulunan bir yer. Yer çekimi kadar kesin çünkü dualitenin kuramı.
Aşk üç yılda biter diyorsanız kesinlikle bunu yaşadığınız ve deneyimlediğiniz, şahit olduğunuz bir yerdesinizdir. Ama aşkın bitmediği bir yerde sizin ki kadar gerçek var olmalı.
Namuslu para kazanmak zordur diyorsanız kesinlikle durduğunuz yerde haklısınızdır ama bunun hemen dibinde namuslu para kazanmanın hem mümkün hem de var olduğu bir gerçeklik olmalı zıtlıkların dünyasında.
Erkekler aldatır diyorsanız kesinlikle sizin dünyanızda aldatıyordur ama karşıtlıklar dünyasında aldatmadıkları bir yer var. Ve bu liste sonsuza kadar uzar. Sadece düşünün ne kadar zıtlık içeren kavram var. Ve siz bu kavramların kaçında size hizmet eden inanışta duruyorsunuz.
Bu ying yang simgesini koca bir havuz gibi düşünün, ortadaki çizgiyle havuzu bölün. Bu koca dünyadaki tüm insanlar bu havuzun içinde yüzüyor gibi her bir inancında. Baktınız kafanızda bir ses belirdi,’’Aşk yok’’ diye bağırıyor, bilin, bu sizin içinde olduğunuz havuzun sesi. Bilin hemen yanınızda, onun tam karşıtını söyleyen bir havuz daha var,’’Aşk var, hem de çok güzel ‘’ diyen… bilin orda onun olduğunu ve kalkın o havuza geçin.
İçinizdeki her sesin bir karşıtı, her karşıtlığın bir gerçeği olmak zorunda dualite dünyasında. Yoksa hiçbirinin bir değeri yok üstünde yaşadığımız topraklarda.
İyi olmak için kötünün, güzel olmak için çirkinin, çocuk haklarını korumak için çocuk haklarına tecavüz edenin, dünyayı kurtarmak için dünyaya zarar verenin ihtiyacı içindeyiz aslında. İyi olmayı deneyimlemek için kötüye ihtiyacımız var, kurtarmayı deneyimlemek için kurtarılacak olaylar yaratanlara. Ne kadar garip ki, en büyük düşman gördüklerimiz bize en çok hizmet edenler aslında.Kim olduğumuzu deneyimlemek yolunda.
Çok derin bir konu bu biliyorum.
Pazar Pazar başka işin mi yok Banu dediğinizi de sanki duyabiliyorum.
Ama dün, bize hep korkunç diye öğretilen vampirlerin masalsı dünyasında, kötü vampir varsa bu dünyada, iyisi de olmalı tabi ki diye iç geçirdiğim, dualiteyi bir kez daha düşündüğüm, hayal gücüne ve yaratıcılığa hayran olduğum, yapamıyorum çünkü diye başlayan cümlelerin içinde yapanların emeğini saygıyla izlediğim, belki biraz da içinde yaşadığınımız gerçeklik tek gerçeklik değil diye çığlık atmak istediğim bir aşktan geçtim…
Neyse…
Beni bugünlük idare edin…
Muhteşem bir Pazar olsun…
Banu
